Koronavirüsle Mücadelenin Dijital Savaşçıları

Koronavirüsle Mücadelenin Dijital Savaşçıları

Yayınlanma Tarihi: 30.03.2020
Görüntüleme: 851
Yazar: STM ThinkTech

Dünya biyolojik bir felaketle başa çıkmaya çalışıyor. Çin’de ortaya çıkan koronavirüs küresel bir salgına dönüştü. Dünyanın hemen her ülkesinde COVID-19 hastalığı görülüyor. Hastalığa yakalananların sayısı 26 Mart itibarıyla yarım milyonu aştı. Can kaybı ise 20 bini geçti.

Devletler salgını kontrol altına almak ve ekonomilerini olası yıkımdan kurtarmak için önlemler alıyor. Önlemlere rağmen, salgının uzun süreceği, ekonomilerin yeniden toparlanmasının yıllar alabileceği belirtiliyor. Koronavirüs krizi, boyutları ve olası sonuçları ile Ortaçağ’daki kara veba ve 1918’de yaşanan İspanyol gribi salgınlarıyla karşılaştırılıyor. 

Ne var ki halen yaşanan krizin çok farklı dinamikleri bulunuyor. Bir yandan salgın hızını artırırken öte yandan da bilişim ve medikal gibi alanlardaki dijital teknolojiler daha fazla can kaybı ve sosyoekonomik yıkım yaşanmasına engel olmaya çalışıyor.

Nitekim 21’inci yüzyılın çığır açıcı teknolojileri salgın ortaya çıktığı günden itibaren devreye girdi. Örneğin Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde beliren gizemli virüsün genetik dizilimi 15 gün geçmeden Çinli uzmanlar tarafından çıkartılıp dünya bilim çevreleriyle paylaşılabildi. Bu virüse karşı ilaç ve aşı çalışmaları çok erken evrede başlayabildi. Normalde yıllar alabilecek aşı elde etme süresinin yeni aşı geliştirme teknolojileri sayesinde aylara indirilebileceği öne sürüldü. Geliştirilen ilaçlardan birinin insanlar üzerinde ilk denemesi Mart ayı başında yapılabildi ve 15 dakikada virüs tespit eden tanı kitleri geliştirilebildi.

Yapay Zekâ Virüs Peşinde 
Koronavirüs ile mücadelede Çin’in deneyimi büyük önem taşıyor. Çin salgının çıkış noktası ancak Dünya Sağlık Örgütünün 13 Mart’ta açıkladığı üzere  artık salgının merkez üssü değil. Çin’de yeni vaka ve ölüm sayısı hayli azalmış bulunuyor. Bunda Çin yönetiminin salgının kontrolü için aldığı sıkı tedbirlerin yanı sıra teknoloji şirketlerinin topyekün mücadeleye katkıları da önemli rol oynadı. Alibaba, Tencent, Didi, Baidu ve Huawei gibi teknoloji şirketleri, salgının ortaya çıktığı ilk günden itibaren, Çinli sağlık yetkililerine yapay zekâ, süper hızlı bilgisayarlar, güvenli iletişim ve bulut bilişim olanakları sundu. Bu şirketler Çin’de salgın sona ermeye yüz tutunca, sahip oldukları yapay zekâ, algoritma ve bulut bilişim olanaklarını dünyaya açacaklarını duyurdular. Alibaba, aynı zamanda koronavirüsü 20 saniyede tespit eden bir yapay zekâ sistemi geliştirdiğini duyurdu. Sistem, virüs taşıdığından şüphelenilen kişilerin çekilen bilgisayarlı tomografilerini, daha önce tanı konulmuş 5.000 kişinin tomografi görüntüleriyle karşılaştırıyor. Sistemin isabet oranının yüzde 96’ya ulaştığı belirtiliyor.

Çinli bilişim devleri ilaç ve tanı kitlerinin geliştirilmesinin yanı sıra, hastalık takibinde de rol oynadılar. Yüksek ateş ve öksürük gibi semptomlar verenlerin tespit edilmesi için şehirlerin güvenlik kamera görüntüleri ile polis tarafından kullanılabilen kaska entegre edilmiş termal kamera görüntüleri yapay zekâ ve yüz tanıma teknikleriyle incelendi, şüpheli kişilere testler uygulandı. Çin hükümeti ayrıca ülkenin popüler anlık mesajlaşma programı WeChat’i geliştiren Tencet ile Alibaba’nın Ant Financial adlı şirketlerini, virüs teşhisi konulmuş kişilerin tanı öncesi temas kurduğu kişileri tespit etmek için de görevlendirdi. Bu firmalar, kredi kartı alışverişleri, toplu taşıma araçları kullanım bilgileri, cep telefonu konum bilgileri gibi hastaların yakın tarihte temas ettiği kişileri tespit edebilecek her türlü veriyi gelişmiş algoritmalarıyla incelediler. Müdahale edilmesi gerekenler en kısa sürede sağlık kuruluşlarına yönlendirildi.

Benzeri uygulamalar Güney Kore, İsrail ve Avrupa ülkelerinde de hayata geçirildi. Kanada’da BlueDot adındaki yeni kurulmuş teknoloji firması ise, ana akım medya haberleri, kamu kuruluşlarının açıklamaları, sosyal medya mesajlarını yapay zekâ ile takip ederek “salgınları önceden tahmin edebildiğini ve yetkilileri uyarabildiğini” öne sürüyor. Şirketin koronavirüs salgınını da önceden tahmin ettiği ileri sürüldü. ABD’de Healthmap ve Metabiota uygulamalarının da yapay zekâ sayesinde salgınları haber verebildiği belirtiliyor.

İHA, Robot ve Otonom Araçlar Cephede
Koronavirüs krizinde dünyanın her yerinde sağlık çalışanları, güvenlik güçleri ve kamu görevlileri kahramanca çalışıyorlar. Çin’de  sokağa çıkan yaşlıları uyarmaktan ilaç sevkiyatına kadar pek çok alanda İHA’lardan yararlanıldı. Ezhou’da bir hastanede aşçı robot sağlık çalışanlarına yemek yaptı. Hastanelerde ilaç ve sağlık malzemesi taşıyan, hatta şüphelilerin ateşlerini ölçen otonom robotlar sağlık çalışanlarının işlerini hafifletti. Bazı perakende şirketleri gıda ve ilaç dağıtımında otonom araçlardan yararlandı. Robotlar virüsün ilk görüldüğü Çin’in Wuhan kenti caddelerinde ilaçlama yaptı. ABD’de robotlar COVID-19 hastalarının konulduğu odaları veya uçakları dezenfekte ediyor. Los Angeles’ta robotlar restoranların yemeklerini evlere dağıtıyor. Güney Afrika’da morötesi ışın yayarak hastane odaları ve diğer mekânları mikroplardan arındıran robotlar kullanılıyor. İngiltere’nin Emerson Vadisi bölgesine Starship adındaki otonom araçlarla yemek, gıda, ilaç ve ihtiyaç maddeleri dağıtımı yapılıyor. 

Virüs Uzaydan da Gözleniyor 
Koronavirüs krizi yeryüzü gözlem uydularına olan talebi de artırdı. Sağlık karar alıcıları ve uzmanlar salgının yayılma hızı veya yayılma alanına ilişkin öngörüler elde edebilmek amacıyla modellemeler çıkarabilmek, sokağa çıkma yasağı gibi alınan tedbirlerin etkisini ölçmek ve sağlık kuruluşlarını önceden uyarabilmek için yapay zekâ ile analiz edilen uydu görüntü ve verilerinden yararlanıyor. Yeryüzü gözlem uydularına sahip şirketler de sağlık otoritelerine yardımcı olabilmek için yardımcı haritalar ve modellemeler çıkarmaya başladılar. ArcGIS Hub bunlardan biri: Esri tarafından geliştirilen uygulama, koronavirüs salgınına ilişkin haber ve verileri toplayarak harita üzerine yansıtıyor. Yine Esri tarafında geliştirilen Story Map ise önceki verileri takip ederek virüsün yayılma hızı ve yönünü ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor. 

Geospak Analytic ise verileri harita üzerine gerçek zamanlı aktarıyor. Carto ise sosyal izolasyon tedbirlerinin sonuçlarını ölçmeye imkân tanıyan verileri görsel olarak sunabiliyor. Yeni kurulan bir uzay teknoloji şirketi olan Maxar ise çok katmanlı Human Landscape uygulamasını koronavirüs krizinde sağlık karar alıcılarının kullanımına açtı. Maxar’ın ayrıntılı haritalarında, sağlık merkezleri, kentsel nüfus alanları, bu alanlarda yaşayanlara ilişkin demografik (yaş, cinsiyet vb.) veriler ve kent altyapısına ilişkin veriler yer alıyor. Böylece yaşlılar gibi riskli grupların salgından etkilenmemesi için önlemler alınabiliyor. 

Uydu görüntüleri, koronavirüs krizinin ekonomik etkilerinin gözlenmesinde de kullanılıyor. Örneğin ABD merkezli Ursa Space Systems, her türlü hava koşulunda, gece veya gündüz veri ve görüntü toplayabilen sentetik açıklıklı radar (SAR) uydularıyla yeryüzündeki 11.000’den fazla petrol depolama tesisini takip ediyor. Şirket müşterilerine salgının ekonomiye etkisi hakkında bilgilendirmede bulunuyor. Bir başka ABD’li firma Spaceknow ise salgının ilk iki ayında Çin’deki 6.000’den fazla üretim tesisini takip ederek, ülkenin imalat sektöründe önemli oranda düşüş yaşandığı bilgisini verdi. Kanadalı Skywatch firması ise, müşteri talepleri doğrultusunda, üretim tesisleri ve altyapıyı uzaydan takip ederek değişimler hakkında bilgi sunuyor. 

Tele Sağlık, Uzaktan Eğitim ve Evde Çalışma Ağları Zorluyor 
Küresel COVID-19 salgını, uzaktan verilen sağlık ve eğitim hizmetleri ile evde çalışma uygulamaları için de önemli bir test haline geldi. İlan edilen tam veya kısmi sokağa çıkma yasakları, zorunlu olmayan ihtiyaçları karşılayan işletmelerin kapatılması ve eğitime uzun süreyle ara verilmesi gibi şok gelişmeler, bu hizmetlerin uzaktan verilmesini sağlayan teknolojilere olan talebi artırdı.

Salgında en riskli grup olan yaşlılar için tele sağlık hizmetleri devreye sokuluyor. Böylece ikinci en riskli grup olan sağlık çalışanlarının da korunması sağlanıyor. Örneğin ABD’de koronavirüs salgınına karşı en önemli adımlardan biri yaygın tele sağlık hizmeti verilmeye başlanması oldu. Böylece ülkede sağlık güvencesi bulunmayan milyonlarca insan, yaygın kullanılan görüntülü arama uygulamalarını kullanarak sağlık hizmeti alabilir hale getirildi. Çin’de tele sağlık hizmetleri, COVID-19 salgınında, özellikle ülkenin kırsal alanlarına sağlık hizmeti sağlanması için kullanıldı. Sağlık kurumları üzerindeki aşırı iş yükü, Avrupa’da da tele sağlık hizmetinin yaygınlaştırılması girişimlerini hızlandırdı. Ülkemizde de benzer uygulamalara başlandı.
 
Koronavirüs salgınında devletler ilk tedbir olarak okulları tatil ediyor. Kriz uzarken eğitime verilen ara da uzuyor. Eğitimin kesintiye uğramaması için Türkiye’de olduğu gibi, uzaktan eğitim programları devreye alınıyor. Televizyon yayınlarının yanı sıra takviye edici online içerikler kullanıma sunuldu. Öğretmenlerle öğrencileri sanal ortamda bir araya getiren telekonferans uygulamaları da yaygın olarak kullanılıyor. Aynı tele konferans uygulamaları, işlerini evlerine taşımak zorunda kalan beyaz yakalı çalışanların toplantı ve görüşmelerini sürdürmesi için de kullanılıyor. 

Ancak tüm bu uygulamalar, sabit ve mobil geniş bant internet bağlantısı gerektiriyor. Artan trafik internet şebekelerini zorluyor. Örneğin talebin artmasından ötürü ABD’de tele sağlık hizmetlerinin zaman zaman çöktüğü haber veriliyor. Dünyanın hemen her yerinde telekonferans uygulamalarında da sık sık kesinti ve kopmalar yaşanıyor. Sanal ağların kapasite sorunu artık bir ulusal güvenlik sorunu olarak da görülmeye başlandı. ABD Savunma Bakanı Mars T. Esper, 25 Mart’ta, koronavirüs ile mücadelede görev alanların çalışmalarının kesintiye uğramadan sürdürebilmesi için ağları güçlendirmek için ellerinden geleni yapacaklarını açıkladı. 

Koronavirüs salgınının kontrol altına alınmasında teknoloji, en az sağlık çalışanları kadar önemli bir rol oynuyor. Ancak sağlık çalışanları kadar teknolojinin de desteğe ihtiyacı olduğu görülüyor. Teknolojilerin ihtiyacı olan altyapının güçlendirilmesi ve geliştirilmesi, salgının önüne geçilmesine olduğu gibi eğitim ve çalışma hayatının sürdürülmesine, dolayısıyla salgının ekonomiye vereceği tahribatın sınırlı tutulmasına da fayda sağlayabilir.

COVID-19 artışına paralel olarak ülkemizdeki teknoloji şirketleri de, salgının önlenmesinde ve erken tanı konulmasında kullanılabilecek tanı kitleri, yoğun bakım ortamında kullanılabilecek mekanik ventilatörler ile koruyucu ekipmanların geliştirilmesi ve üretiminde başarılı örneklere imza atmışlardır. Örneğin; 10 ayrı firma tarafından erken tanı kiti üretilmektedir. 

Türkiye’de en umut verici gelişmelerden biri ise 3D yazıcı sahibi olan ağırlıkla gençlerden oluşan insanların tüm ülke çapında hızla organize olarak maske, yüz kalkanı gibi medikal parça, araç ve gereçleri üretmeye başlamaları ve ihtiyaç duyan hastane ve sağlık kuruluşlarına ulaştırmaya başlamaları oldu. 3boyutludestek.com sitesi üzerinden erişilebilen girişim, sağlık sektörünün karşı karşıya olduğu istisnai koşullar altında yaşanan acil sıkıntıları hafifletmeyi amaçlıyor ve hiçbir kâr amacı gütmeden faaliyet gösteriyor. 

İşbu eserde/internet sitesinde yer alan veriler/bilgiler, yalnızca bilgi amaçlı olup, bu eser/internet sitesinde bulunan veriler/bilgiler tavsiye, reklam yada iş geliştirme amacına yönelik değildir. STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. işbu eserde/internet sitesinde sunulan verilerin/bilgilerin içeriği, güncelliği ya da doğruluğu konusunda herhangi bir taahhüde girmemekte, kullanıcı veya üçüncü kişilerin bu eserde/internet sitesinde yer alan verilere/bilgilere dayanarak gerçekleştirecekleri eylemlerden ötürü sorumluluk kabul etmemektedir. Bu eserde/internet sitesinde yer alan bilgilerin her türlü hakkı STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş.’ye aittir. Yazılı izin olmaksızın eserde/ internet sitesinde yer alan bilgi, yazı, ifadenin bir kısmı veya tamamı, herhangi bir ortamda hiçbir şekilde yayımlanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez.